5.HAFTA

   BU HAFTA '' DEGİŞİM EĞİTİM İLİŞKİSİ ÜZERİNE  KURAMLAR''ANLATILDI.


                        DEĞİŞİM EĞİTİM İLİŞKİSİ ÜZERİNE KURAMLAR

 

      Geleneksel anlamda eğitim , bir toplumun, genel-geçer değerlerini yetişmekte olan kuşaklara benimsetme etkinliği olarak tanımlanmaktadır.

    Oysa günümüzde eğitim yeni amaçlar, boyutlar ve işlevler yüklenmiştir.

       Bilimsel ve teknolojik alandaki çok hızlı gelişmeler , ve bu gelişmelerin sonucu olan bilgi patlaması, toplumların sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapılarını da hızla değiştirmektedir.

Yaşanan bu değişim süreci , kültür aktarma aracı olarak bakılan ve bu işleviyle de tutucu bir nitelik taşıyan eğitimi, kültür aktarmanın ötesinde, toplumsal, ekonomik, kültürel, siyasal, teknolojik v.b. değişmelerden hem etkilenen, hem de bu değişmeyi etkileyen işlevsel bir kurum olmaya ve katkıda bulunmaya zorlamaktadır.

TOPLUM

      Toplumbilimciler, en basit, en genel kavramların tanımlanmasında bile görüş birliğine varamamaktadırlar.

    Bu konuda uzlaşı sağlanamamasının temel nedeni olarak da, her toplumbilimcinin, içinde yaşadığı toplumsal çevrenin maddi ve tinsel koşullarından farklı bir biçimde etkilenmesinin etken olduğu söylenebilir.

   Başka deyişle her toplumbilimci kendi görüş ve yaşantısına uygun olarak, toplumsal bütünlüğü oluşturan insanlararası ilişki, toplumsal birim ya da öğelerden birisini ya da bazılarını öne alarak tanım yapmaktadır

      Bu gruptaki düşünürlerin temel kaygıları toplumsal düzenin nasıl sağlanacağı ve sürdürüleceğidir.

       Onlara göre toplumsal bütünleşmeyi sağlayan temel güç toplumsal değerler, normlar ve kurallardır

Çatışmacı kuramı savunanlar ise toplumu, temel gereksinimlerini en yüksek düzeyde karşılamak ve mümkün olduğu kadar daha çok kaynaklara sahip olmak için mücadele eden karşıt grupların oluşturduğu bir sistem olarak tanımlamaktadırlar.

                                              

                                                            TOPLUMSAL DEĞİŞME

Bilindiği üzere tek başına "değişim" kavramı, tüm nesne ve olayların var olma biçimi olup, önceki durum ya da davranıştan farklılaşmayı içerir.

Burada değişime konu ya da tabi olan nesne, olgu, olay ve benzerlerinin nicel ya da nitel anlamda başkalaşması, biçim değiştirmesi ya da dönüşmesi söz konusudur.

                                                           DEĞİŞME-EĞİTİM İLİŞKİSİ

       Toplum, öğeleri ya da kurumları arasında işlevsel bağ bulunan bir sistemdir.

       Gerek iç, gerekse dış etmenlerden kaynaklansın, sistemde başlayan bir değişme, bir noktada durmamakta; devam edip gitmektedir.


İŞLEVSELCİ KURAMDA EĞİTİM





        Bu kurama göre, okullar toplumun temel düşünce ve değerlerini yetişmekte olan kuşaklara benimseterek benzeşmelerinde önemli bir etkiye sahiptir.

       Başka bir söyleyişle toplumun istekleri doğrultusunda bireyi toplumsallaştıran eğitim, ona, isteklerini sınırlandırmak, doyum verici bir yaşamı gerçekleştirebilecek çerçevenin norm ve değerlerini benimsetmek işlevini görür

       Eğitim, yerine getirdiği bu tutucu işlevi sayesinde çocukları toplumsallaştırarak, toplumsal yapı ya da düzenin sürdürülmesine yardımcı olur.

ÇATIŞMACI KURAMDA EĞİTİM



       Bu kuram toplumu, genelde ekonomik ya da kültürel üstünlüğü elinde bulunduranlarla, bunlara sahip olmak isteyen karşıt sınıf ya da grupların oluşturduğu bir sistem olarak görmektedir.

       Çatışmacı kuramda toplum, sürekli olarak denge halinde bir sistem olmayıp, aksine iç ya da dış etkenlerden kaynaklanan gerilim ya da çatışmanın üstesinden gelerek, toplumsal düzeni ve değişmeyi sağlamaya çalışan bir sistemdir ..

 ETKİLEŞİMCİ YAKLAŞIMDA EĞİTİM

       Çok genel hatları ile, yukarıda verilmeye çalışılan işlevselci ve çatışmacı yaklaşımlara ilk eleştiri, konuya mikro sosyolojik açıdan bakan etkileşimcilerden gelmiştir..

YENİDEN YAPILANDIRMACILAR VE EĞİTİM

       Eğitime toplumsal değişmenin başlatıcısı olarak bakan yeniden yapılanmacılara göre, eğitimciler, çocuğa, her şeyi içine alan ayrıntılı bir toplumsal reform programını öğreterek, kendi başlarına toplumu yeniden kurmaları için, çaba harcamalıdırlar.

       Başka bir ifadeyle yeniden yapılanmacılar, insan yaşamının devamını sağlamak ve insana en uygun uygarlığı yaratmak için insanların, değişme planları yapabilen ve istenen hedeflere ulaşmak için bilim ve teknolojiyi kullanabilen toplumsal mühendisler olarak yetiştirilebileceklerini savunmaktadırlar.

1 yorum: